Piraye – Canan Tan

Okuma Listeme Ekle
Piraye, güzel ve bir o kadar da duyarlı bir genç kızdır. Sahip olduğu kimi değerler, onun hayatı boyunca değişmeyecek bir duruşa sahip olmasını sağlayacaktır. Piraye, sonunda üniversiteye girer. Bir süre sonra okulda Diyarbakırlı bir gençle tanışır, ona âşık olur ve sonunda evlenirler. Piraye gelin gittiği memlekette kendisi için belirlenen bir hayatı yaşamaya başlar. Ta ki o gerçekle yüz yüze gelene kadar… Piraye, bizleri genç bir kadının sıra dışı öyküsüne ortaklık ediyor. Tabii tam bir kadın duyarlılığıyla…
Senelerdir gündemde olan ve okuyan arkadaşlarımın beğeniyle söz ettiği bu kitabı okurken hayal kırıklığı yaşadığımı belirtmek isterim.
Kitabı elime aldığımda Nazım’ın Pirayesini anlatıyor sanmıştım. Ama ne yazık ki öyle değilmiş. Arka kapakta okuyucu yorumlarına da yer verilmiş. Yorumları okuduktan sonra kitabı okumak için daha da heveslendim. Yorumlarda, okurlar Piraye’nin okudukları en güzel kitap olduğunu, daha önce hiçbir kitaptan bu kadar etkilenmediklerini ve kitabı ellerinden bırakamadıklarını belirtmişlerdi. Ben ne yazık ki onlar kadar etkilenmedim.
Kitap konu olarak çok bilindik. Televizyonda sıklıkla benzerleri yayınlanan aşiret dizilerinin bir kopyası.(Asmalı Konak, Büyük Yalan, Zerda vs.)Şehirden konağa gelin olarak gelen genç, eğitimli, güzel, özgürlüğüne düşkün bir kızın yaşamın getirdikleri sonucu “asla yapmam” dediği şeyleri yapması ve bir takım şeyler için fedakarlıklarda bulunması,sanırım ekranlarda karşılaştığımız en bilindik senaryolardan biri. Aynı zamanda kitabın ilk bölümlerini okurken daha önce okumuş olduğum “Yüreğim Seni Çok Sevdi” kitabını okuyorum hissine kapıldım. Neredeyse aynı giriş yapılmış iki kitapta. Neyse ki sayfalar ilerledikçe konular gittikçe farklılaşmaya başladı.
Kitaptan cümleler:
“Aşık olmak da bir yatkınlık; bir yetenek işi galiba.. Ve bu yeteneğin bende olmadığına inanmaya başlıyorum artık” diyor Piraye (Sf. 103)
“Tanıştığın insanların gözlerine bakacaksın” der babam. “O gözlerde göreceğin ilk ışığın çekim derecesi, tanışıklığın orada kalmasını ya da gelişerek sürmesini sağlayan en iyi gösterge olacaktır.” (Sf. 20)
Edebi niteliğinin çok fazla olmadığına inandığım bu kitabı tatil, yolculuk gibi konsantrasyonumuzun az olduğu yerlerde rahatlıkla okuyabilirsiniz.

Okuma Listeme Ekle Bu yazı 27 Ağustos 2010 tarihinde MahmutAdin tarafından Kitap Kritikleri kategorisi altına yazılmış ve defa okunmuş.



(+28 Puan, 14 Oy)



6 Yorum yapılmış...
Okurken hüzünlere boğulduğunuz an oluyor..
Neden , niçinlerin sorgusu içine girip Pirayeyi yaşıyorsunuz.
Her sayfada bir sonraki sayfanın merakı içine giriyorsunuz..
Kızıyorsunuz töreye , aileye , yaşama..
İçine çekiyor kitap sizi sarıp sarmalıyor…
Zevkle bir solukda okunacak bir kitap..
Duygu yüklü..
ben mi çok duygusalım kitap mı çok dokunaklıydi bilmiyorum ama beni ağlatan ilk kitaptır Piraye .. dediğiniz gibi edebi yönü çok olmasa da okunabilir .
dediklerinize tamamiyle katılıyorum. beni de etkilelemedi aksine bitsin artık yahu diye söylene söylene okudum ve evet diğer kitapla çok benzerlikler vardı.
canan tanın 3 kitabını okudum.pirayede onlardan biri konu olarak çok hoş tam bağlanıyorsunuz.yazarın tek eskisği aşkı tam olarak hissettirememesi.sanki ilk okul çocuklarının aşkını okurken buluyorsunuz kendini tamamen saf duygular.bu insanlar hiç mi bişey yaşamaz hiçbi bişey paylaşmaz diyorsunuz.bilmiyorum belki de daha çok yabancı yazarları okuduğumdan.erotizm demiyorum elbetteki ama aşklarıda bi şekilde bağlamak gerek aşırıya kaçmadan öle olursa doğal oluyor.canan tan gibi bir öpüşmeyle ardından bebek gelince doğallık yitiriliyor.tabi zevkler ve renkler tartışılmaz.
kitabı okumadım ama okumuş gibi oldum.ama okumaktan vaz geçtim.asmalı konak vb…filimleriizlediğim için farklı bir tat alamayacağımı düşünüyorum……
ben de kitabı okurken hayal kırıklığı yaşadım.. konusu şu an pek çok dizi filmde işlenen cinste… kitabın okurluğunu arttıran en büyük etken de büyük usta nazım hikmet.. Ayrıca daha sonra okuduğum “yüreğim seni çok sevdi” ile de pek çok benzerliği var.. yazar aynı konular etrafında dönüyor gibi geldi bana…