<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kitapkolik.Net, Kitap Severler Burada Buluşuyor...</title>
	<atom:link href="http://www.kitapkolik.net/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kitapkolik.net</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sat, 04 Sep 2010 21:18:43 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Yaşadıklarım ve Düşlediklerim &#8211; GÜLTEN DAYIOĞLU</title>
		<link>http://www.kitapkolik.net/yasadiklarim-ve-duslediklerim-gulten-dayioglu</link>
		<comments>http://www.kitapkolik.net/yasadiklarim-ve-duslediklerim-gulten-dayioglu#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Sep 2010 21:18:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitap Kritikleri]]></category>
		<category><![CDATA[gülden dayıoğlu kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[gülten dayıoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[gülten dayıoğlu kitapları]]></category>
		<category><![CDATA[kubilay kolik]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşadıklarım ve Düşlediklerim]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşadıklarım ve Düşlediklerim kitabı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitapkolik.net/?p=458</guid>
		<description><![CDATA[

Bazı yazarlar vardır. Bazı &#8220;özel&#8221; yazarlar&#8230; İnsanın hayatını derinden etkileyenler. Gülten Dayıoğlu benim özel yazarlar listemde başı çekiyor.
&#8220;Kumluktaki Yavru Martı&#8221;yla  başlayan Gülten Dayıoğlu serüvenim bana çok şey kattı gerçekten.  Kalemimi güçlendiren, mürekkebimi rindane bir edayla satırlarda raks  ettiren kitapların çoğunluğu Gülten Dayıoğlu&#8217;nun kaleminden. Hayal  gücümün hudutlarını genişleten, sevgi titreşimleri yayan kitaplarda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<address><a href="http://www.kitapkolik.net/wp-content/uploads/yaşadıklarım-ve-düşlediklerim.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-459" title="yaşadıklarım ve düşlediklerim" src="http://www.kitapkolik.net/wp-content/uploads/yaşadıklarım-ve-düşlediklerim-300x150.jpg" alt="yaşadıklarım ve düşlediklerim" width="399" height="199" /></a><br />
</address>
<address>Bazı yazarlar vardır. Bazı <strong>&#8220;özel&#8221; yazarlar&#8230;</strong> İnsanın hayatını derinden etkileyenler. <strong>Gülten Dayıoğlu</strong> benim özel yazarlar listemde başı çekiyor.</p>
<p><strong>&#8220;Kumluktaki Yavru Martı&#8221;</strong>yla  başlayan Gülten Dayıoğlu serüvenim bana çok şey kattı gerçekten.  Kalemimi güçlendiren, mürekkebimi rindane bir edayla satırlarda raks  ettiren kitapların çoğunluğu Gülten Dayıoğlu&#8217;nun kaleminden. Hayal  gücümün hudutlarını genişleten, sevgi titreşimleri yayan kitaplarda  hepsi, hala da öyleler.</p>
<p><strong>&#8220;Yaşadıklarım ve Düşlediklerim&#8221;</strong> tam da sloganıyla örtüşen bir kitap: &#8220;Yetmiş iki kitap, bir hayat.&#8221;  Kitapta yetmiş iki kitabın yazılış öyküleri, kapak resimleriyle birlikte  bölümler halinde veriliyor. Her kitabın, farklı bir doğuş öyküsü var.  Hepsinin benzer yanı ise Gülten Dayıoğlu&#8217;nun duyarlı kişiliği ve engin  hayal gücünün dokunuşları. Bu kitap ne kuru bir biyografi n de  kitapların kısa özetleri olarak anlaşılmasın. Gülten Dayıoğlu ve onun  kıymetli evlatları kitaplarının doğuş hikayesi Yaşadıklarım ve  Düşlediklerim.</p>
<p>Gülten Dayıoğlu okurlarının tümü bu güzelim  eserlerin nasıl ortaya çıktığını merak eder. Bu kitap o ihtiyacı da  fazlasıyla ve hakkıyla karşılıyor. Gülten Dayıoğlu kitaplarıyla yek  vücut olduğunu da fısıldıyor.</p>
<p><strong>&#8220;Eserlerimle ben bir  bütünüz. Başka bir deyişle, eserlerimin yazılış öyküleri, yaşadıklarımla  düşledikleriminin bileşiminden oluşuyor.&#8221;</strong></p>
<p><strong>&#8220;Bir yazar nasıl yaşar?&#8221; , &#8220;Yazar nasıl olunur?&#8221; </strong>tarzında  sorularınıza da akıllı bir öğrenci gibi cevap verecek türden  Yaşadıklarım ve Düşlediklerim. Türkiye&#8217;de yayın dünyasının abecesini,  öyle kolay kolay yazar olunamayacağını anlatıyor Gülten Dayıoğlu biz  okurlarına. Yaşadığı zorlukları da anlatıyor ama en önemlisi de hiç  duygu sömürüsü yapmadan:</p>
<p><strong>&#8220;Aman diyeyim, duygu sömürüsü  olarak algılanmasın. Yaşamımın hiçbir döneminde duygu sömürüsü yaparak  başkalarına yükleme yoluna gitmedim. Sanırım, kişisel onurumu koruma  içgüdüsü ve kendime olan güvenim beni böyle davranmaya yöneltiyordu</strong>.&#8221;</p>
<p>Bu bilgilerin ışığında diyebiliriz ki <strong>Çocuk Edebiyatı&#8217;nın Cesur Yürek&#8217;i Gülten Dayıoğlu</strong>.  Yalnızca bu mu? Fedakar bir anne, aşk dolu bir eş, kitaplarına da  yavrularına olduğu gibi şefkatle yaklaşan yazar, idealist bir öğretmen  aynı zamanda. Ve en önemlisi de okurlarını önemseyen nadide yazarlardan.  <strong>Kaprisli değil</strong> bazıları gibi. İmza günlerini, kitap  fuarı ziyaretlerini bile okurlarına hizemt için aşkla şevkle yapan eşi  bulunmaz bir insan. Bu gibi <strong>&#8220;gerçek&#8221; iltifatlar</strong> karşısında bile böbürlenmeyen alçakgönüllü bir insan.</p>
<p><strong>Özverinin ve fedakarlığın kitabı</strong> Yaşadıklarım ve Düşlediklerim. Sevgi dolu bir anne ve başarılı bir  yazar kimliği arasında bir insanın hikayesi. Her kitabını ayrı özenen,  okuyucaya saygıyla ve en önemlisi de sevgiyle yaklaşan birinin öyküsü.  Gülten Dayıoğlu ve o eşsiz kitaplarının öyküsü kısaca.</p>
<p>Önemli bir yapıt Yaşadıklarım ve Düşlediklerim. Benzeri yok edebiyatımızda. Böyle <strong>nadide bir fikir</strong> nadide bir yazardan çıkar ancak.</p>
<p>Başarılı  yazar olmanın kilit noktalarından biri de iyi bir okuyucu olmaktır ama  sadece kitapları değil. İyi bir yazar evreni de bir kitap gibi okur.  Gülten Dayıoğlu&#8217;da bunu şöyle belirtiyor:</p>
<p><strong>&#8220;Okuyorum:  Elbette düzenli kitap okuyorum. Ancak bununla yetinmiyorum. Başka  okumalarım da var. Örneğin; çevreyi, doğayı, dünyayı, insanları, hatta  evreni sürekli kitap gibi okuyorum. U çok yönlü okuma eylemine öylesine  koşullanmışım ki !&#8230; Sanırım, varlığım tüm varlıkları algılama  dürtüsüyle donanmış. Hücrelerim sanki sayısız duyargalardan oluşma.&#8221;</strong></p>
<p>Kitabın üslubu kanaatimce <strong>kusursuz.</strong> Gülten Dayıoğlu&#8217;yla sanki kırk yıllık ahbabınız ya da arkadaşınızla  sohbet eder gibi kitap boyu. İçtenlikle, samimi ve sevgi dolu bir  anlatım&#8230; Bir de Gülten Dayıoğlu okuruysanız her sayfada ona karşı  sevginiz katbekat artacaktır eminim.</p>
<p>Gülten Dayıoğlu&#8217;nun bu kitabı tüm okurları için <strong>vazgeçilmez bir kitap</strong>.  Daha önce hiç Gülten Dayıoğlu okumamış kişiler içinse Gülten  Dayıoğlu&#8217;yla tanışmak için büyük fırsat. Kitabı bitirdikten sonra tadı  damağınızda kalacak ve tüm Gülten Dayıoğlu külliyatını elden geçirmek  isteyeceksiniz. Onun gezilerini okurken her şeyin bir kitap konusu  olabileceğini öğreneceksiniz.</p>
<p>Kısacası Yaşadıklarım ve  Düşlediklerim yalnız yetmiş iki kitabın öyküsü değil, Gülten  Dayıoğlu&#8217;nun aşkla kurulmuş ailesinin ve sevgiyle yoğrulmuş hayatının  hikayesi.</p>
<p>Edebiyatla kalın&#8230;</p></address>
<p><a href="http://www.kitapkolik.net/?ibsa=share&id=458" id="share-link-">Paylaş</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitapkolik.net/yasadiklarim-ve-duslediklerim-gulten-dayioglu/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bilmem Hatırlar mısın? (Ali Çolak)</title>
		<link>http://www.kitapkolik.net/bilmem-hatirlar-misin-ali-colak</link>
		<comments>http://www.kitapkolik.net/bilmem-hatirlar-misin-ali-colak#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Sep 2010 21:05:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>MelikeUysal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitap Kritikleri]]></category>
		<category><![CDATA[ali çolak]]></category>
		<category><![CDATA[bilmem hatırlar mısın]]></category>
		<category><![CDATA[Bilmem Hatırlar mısın kitabı]]></category>
		<category><![CDATA[melike uysal]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitapkolik.net/?p=454</guid>
		<description><![CDATA[

Deneme deyince aklıma gelen ilk isimlerden bir tanesi Ali Çolak ve onun nefis denemesi “Bilmem Hatırlar mısın?


Daha ismiyle sizi tutup maziye fırlatan, Ali Çolak’ın enfes kalemiyle sizi doyuran bir deneme.
O kadar geniş bir yelpazesi var ki, kadınlar, çiçekler, anneler, babalar, eskiler, yeniler, ağaçlar, zaman, oruç, teravih, iftar… Hepsi bir bir notunu alıp yerine oturmuş.


Ali Çolak, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<address><a href="http://www.kitapkolik.net/wp-content/uploads/bilmem-hatırlar-mısın.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-455" title="bilmem hatırlar mısın" src="http://www.kitapkolik.net/wp-content/uploads/bilmem-hatırlar-mısın-300x150.jpg" alt="bilmem hatırlar mısın" width="407" height="202" /></a><br />
</address>
<address>Deneme deyince aklıma gelen ilk isimlerden bir tanesi Ali Çolak ve onun nefis denemesi “Bilmem Hatırlar mısın?</address>
<address>
</address>
<address>Daha ismiyle sizi tutup maziye fırlatan, Ali Çolak’ın enfes kalemiyle sizi doyuran bir deneme.</address>
<address>O kadar geniş bir yelpazesi var ki, kadınlar, çiçekler, anneler, babalar, eskiler, yeniler, ağaçlar, zaman, oruç, teravih, iftar… Hepsi bir bir notunu alıp yerine oturmuş.</address>
<address>
</address>
<address>Ali Çolak, yaşının getirdikleri ve götürdükleriyle beraber zamanda yolculuk yaptırıyor. Kendi çocukluğundan kesitler sunarken, hepsi bir bir gözümüzün önüne geliyor ve yaşadığı tüm özlemi kolayca anlayıp, sizde özlemeden edemiyorsunuz.</address>
<address>
</address>
<address>Kadını, çiçeği, anneyi, bir kadın hassaslığında, bir çiçek naifliğinde anlatırken hayran kalıyorsunuz.</address>
<address>
</address>
<address>Annesinden bahsederken, annenizi özlemeniz kaçınılmaz. Anne her insanın hayatının vazgeçilmezidir çünkü. Ne yapsanız ne etseniz, ne kadar yaşlansanız da annenize bir dönüş vardır muhakkak. Kürkçü dükkanı bir nevi. Bunu da tam olarak şöyle özetliyor: “<em>Yaz gelince biz eski bir alışkanlıkla</em> <em>annemize, uzakta bıraktığımız kendimize gideriz”</em></address>
<address><em><br />
</em></address>
<address>Yazarın “ağaç” aşkına da hayran kalacaksınız. Okurken hep ağaçları tanımadığım için hayıflandım. Kendime kızdım durdum.  Meğer bir insanın bir ağaçla ne çok alıp veremediği olurmuş! Ne çok şey paylaşırmış, okurken anladım. Peki ya zeytin aşkı? Zeytin bu bildiğimiz, kahvaltıların şahı zeytin… Zeytine duyulan nasıl bir aşktır? Kaç tarifi vardır? Ali çolak, Nermi Uygur’un zeytin aşkıyla kendi aşkını harmanlayıp savurmuş kitaba. Tek kelimeyle harika!</address>
<address>
</address>
<address>Peki ya eski ramazanlar? Eski ramazansız bir mazi düşü olamaz. Eski ramazana, teravihe, oruca da doyacaksınız.</address>
<address>
</address>
<address>Uzun sözün kestirmesi, ben sevdim bu denemeyi, eller de alsın o vakit.</address>
<p><a href="http://www.kitapkolik.net/?ibsa=share&id=454" id="share-link-">Paylaş</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitapkolik.net/bilmem-hatirlar-misin-ali-colak/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ankara Mahpusu &#8211; Suat DERVİŞ</title>
		<link>http://www.kitapkolik.net/ankara-mahpusu-suat-dervis</link>
		<comments>http://www.kitapkolik.net/ankara-mahpusu-suat-dervis#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Aug 2010 19:59:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>data</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitap Kritikleri]]></category>
		<category><![CDATA[alaycı kuş]]></category>
		<category><![CDATA[ankara mahpusu]]></category>
		<category><![CDATA[hatice saadet baraner]]></category>
		<category><![CDATA[suat derviş]]></category>
		<category><![CDATA[vasfi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitapkolik.net/?p=447</guid>
		<description><![CDATA[
Ankara Mahpusu, Suat DERVİŞ/ Hatice Saadet BARANER (1903 – 1972)’in Türk Edebiyatı açısından önemli bir eseri. Bunun nedeni bu eserin yazar tarafından Fransızca yayımlanan bu eserin Fransızca yayımlanan ilk Türk romanı özelliği taşıması. Bu öte yandan yazarın oldukça iyi bir Fransızcaya sahip olduğunun da göstergesi.
1957’de Paris’te Fransızca yayımlan eser 1968’de ise Türkçe yayımlandı.
Fransız edebi çevreleri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.kitapkolik.net/wp-content/uploads/ankara-mahpusu-suat-dervis.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-449" title="ankara-mahpusu-suat-dervis" src="http://www.kitapkolik.net/wp-content/uploads/ankara-mahpusu-suat-dervis-300x150.jpg" alt="ankara-mahpusu-suat-dervis" width="371" height="185" /></a></p>
<p><em>Ankara Mahpusu,</em> Suat DERVİŞ/ Hatice Saadet BARANER (1903 – 1972)’in Türk Edebiyatı açısından önemli bir eseri. Bunun nedeni bu eserin yazar tarafından Fransızca yayımlanan bu eserin Fransızca yayımlanan ilk Türk romanı özelliği taşıması. Bu öte yandan yazarın oldukça iyi bir Fransızcaya sahip olduğunun da göstergesi.</p>
<p>1957’de Paris’te Fransızca yayımlan eser 1968’de ise Türkçe yayımlandı.</p>
<p>Fransız edebi çevreleri tarafından da eleştirilecek kıymetli eserlerden sayılan <em>Ankara Mahpusu,</em> konusu, biçimsel sadeliği ile değerli eserlerden.</p>
<p>Eseri okurken Vasfi’nin hataları ve hataları ile yüzleşmesine ve Vasfi’nin uçurumlarda gezinirken uçurumun kenarında; Ankara’da yaşama tekrar sarılışına tanıklık edeceksiniz.</p>
<p>Yok oluş ve umut… Siz Vasfi yerinde olsaydınız ne yapardınız?</p>
<p><a href="http://www.kitapkolik.net/?ibsa=share&id=447" id="share-link-">Paylaş</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitapkolik.net/ankara-mahpusu-suat-dervis/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Piraye &#8211; Canan Tan</title>
		<link>http://www.kitapkolik.net/piraye-canan-tan</link>
		<comments>http://www.kitapkolik.net/piraye-canan-tan#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Aug 2010 12:37:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>MahmutAdin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitap Kritikleri]]></category>
		<category><![CDATA[canan tan piraye kitabı]]></category>
		<category><![CDATA[haşim artukoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[piraye çınarcık]]></category>
		<category><![CDATA[piraye diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[piraye kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[piraye kitabının kahramanları]]></category>
		<category><![CDATA[piraye kitabının özeti]]></category>
		<category><![CDATA[piraye özeti]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitapkolik.net/?p=439</guid>
		<description><![CDATA[
Piraye, güzel ve bir o kadar da duyarlı bir genç kızdır. Sahip olduğu kimi değerler, onun hayatı boyunca değişmeyecek bir duruşa sahip olmasını sağlayacaktır. Piraye, sonunda üniversiteye girer. Bir süre sonra okulda Diyarbakırlı bir gençle tanışır, ona âşık olur ve sonunda evlenirler. Piraye gelin gittiği memlekette kendisi için belirlenen bir hayatı yaşamaya başlar. Ta ki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.kitapkolik.net/wp-content/uploads/piraye-canan-tan.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-441" title="piraye canan tan" src="http://www.kitapkolik.net/wp-content/uploads/piraye-canan-tan-300x150.jpg" alt="piraye canan tan" width="389" height="194" /></a></p>
<p style="text-align: center;"><span style="line-height: 115%; font-family: 'Comic Sans MS'; font-size: 10pt;"><span style="color: #800080;"><em>Piraye, güzel ve bir o kadar da duyarlı bir genç kızdır. Sahip olduğu kimi değerler, onun hayatı boyunca değişmeyecek bir duruşa sahip olmasını sağlayacaktır. Piraye, sonunda üniversiteye girer. Bir süre sonra okulda Diyarbakırlı bir gençle tanışır, ona âşık olur ve sonunda evlenirler. Piraye gelin gittiği memlekette kendisi için belirlenen bir hayatı yaşamaya başlar. Ta ki o gerçekle yüz yüze gelene kadar&#8230; Piraye, bizleri genç bir kadının sıra dışı öyküsüne ortaklık ediyor. Tabii tam bir kadın duyarlılığıyla…</em></span></span></p>
<p style="text-align: center;"><strong><span style="line-height: 115%; font-family: 'Comic Sans MS'; font-size: 10pt;">Senelerdir gündemde olan ve okuyan arkadaşlarımın beğeniyle söz ettiği bu kitabı okurken hayal kırıklığı yaşadığımı belirtmek isterim.</span></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><span style="line-height: 115%; font-family: 'Comic Sans MS'; font-size: 10pt;">Kitabı elime aldığımda Nazım’ın Pirayesini anlatıyor sanmıştım. Ama ne yazık ki öyle değilmiş. Arka kapakta okuyucu yorumlarına da yer verilmiş. Yorumları okuduktan sonra kitabı okumak için daha da heveslendim. Yorumlarda, okurlar Piraye’nin okudukları en güzel kitap olduğunu, daha önce hiçbir kitaptan bu kadar etkilenmediklerini ve kitabı ellerinden bırakamadıklarını belirtmişlerdi. Ben ne yazık ki onlar kadar etkilenmedim.</span></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><span style="line-height: 115%; font-family: 'Comic Sans MS'; font-size: 10pt;">Kitap konu olarak çok bilindik. Televizyonda sıklıkla benzerleri yayınlanan aşiret dizilerinin bir kopyası.(Asmalı Konak, Büyük Yalan, Zerda vs.)Şehirden konağa gelin olarak gelen genç, eğitimli, güzel, özgürlüğüne düşkün bir kızın yaşamın getirdikleri sonucu “asla yapmam” dediği şeyleri yapması ve bir takım şeyler için fedakarlıklarda bulunması,sanırım ekranlarda karşılaştığımız en bilindik senaryolardan biri. Aynı zamanda kitabın ilk bölümlerini okurken daha önce okumuş olduğum “Yüreğim Seni Çok Sevdi” kitabını okuyorum hissine kapıldım. Neredeyse aynı giriş yapılmış iki kitapta. Neyse ki sayfalar ilerledikçe konular gittikçe farklılaşmaya başladı. </span></strong></p>
<p style="text-align: center;"><span style="line-height: 115%; font-family: 'Comic Sans MS'; font-size: 10pt;"> </span></p>
<h3 style="text-align: center;"><span style="text-decoration: underline;">Kitaptan cümleler:</span></h3>
<p style="text-align: center;"><span style="line-height: 115%; font-family: 'Comic Sans MS'; font-size: 10pt;"> <span style="color: #800080;">&#8220;Aşık olmak da bir yatkınlık; bir yetenek işi galiba.. Ve bu yeteneğin bende olmadığına inanmaya başlıyorum artık&#8221; diyor Piraye (Sf. 103)</span><br />
<span style="color: #800080;"><em>&#8220;Tanıştığın insanların gözlerine bakacaksın&#8221; der babam. &#8220;O gözlerde göreceğin ilk ışığın çekim derecesi, tanışıklığın orada kalmasını ya da gelişerek sürmesini sağlayan en iyi gösterge olacaktır.&#8221;</em> (Sf. 20)</span></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="line-height: 115%; font-family: 'Comic Sans MS'; font-size: 10pt;"><br />
<strong>Edebi niteliğinin çok fazla olmadığına inandığım bu kitabı tatil, yolculuk gibi konsantrasyonumuzun az olduğu yerlerde rahatlıkla okuyabilirsiniz.</strong><br />
</span></p>
<p><a href="http://www.kitapkolik.net/?ibsa=share&id=439" id="share-link-">Paylaş</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitapkolik.net/piraye-canan-tan/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İvan İlyiç’in Ölümü</title>
		<link>http://www.kitapkolik.net/ivan-ilyic%e2%80%99in-olumu</link>
		<comments>http://www.kitapkolik.net/ivan-ilyic%e2%80%99in-olumu#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 26 Aug 2010 08:33:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Betül Yılmaz Eminsoy</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitap Kritikleri]]></category>
		<category><![CDATA[engin altay]]></category>
		<category><![CDATA[İvan İlyiç’in Ölümü]]></category>
		<category><![CDATA[İvan İlyiç’in Ölümü kitabı]]></category>
		<category><![CDATA[İvan İlyiç’in Ölümü özeti]]></category>
		<category><![CDATA[kitaplardan alıntı cümleler]]></category>
		<category><![CDATA[kitaptan alıntılar]]></category>
		<category><![CDATA[lev tolstoy]]></category>
		<category><![CDATA[lev tolstoy kitapları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitapkolik.net/?p=435</guid>
		<description><![CDATA[
Tolstoy’un, iyi bir hayat yaşadığını zanneden bir adamın, ölümün yaklaştığını anladıkça yavaş yavaş aslında yaşamamış olduğunu fark edişini büyük bir saflık ve şaşırtıcı bir samimiyetle anlattığı bu kısa ama büyük romanı&#8230; (Arka Kapak)
 
 
 
Şüphesiz ölüm ekseninde yazılmış en etkileyici edebi eserlerden biri… Kitapta altını çizdiğim satır, kenarını kıvırdığım sayfa çoktu fakat en fazla [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.kitapkolik.net/wp-content/uploads/ivan-ilyiçin-ölümü.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-437" title="ivan ilyiçin ölümü" src="http://www.kitapkolik.net/wp-content/uploads/ivan-ilyiçin-ölümü-300x150.jpg" alt="ivan ilyiçin ölümü" width="334" height="167" /></a></p>
<p><strong><em>Tolstoy’un, iyi bir hayat yaşadığını zanneden bir adamın, ölümün yaklaştığını anladıkça yavaş yavaş aslında yaşamamış olduğunu fark edişini büyük bir saflık ve şaşırtıcı bir samimiyetle anlattığı bu kısa ama büyük romanı&#8230; (Arka Kapak)</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Şüphesiz ölüm ekseninde yazılmış en etkileyici edebi eserlerden biri… Kitapta altını çizdiğim satır, kenarını kıvırdığım sayfa çoktu fakat en fazla düşündüğüm, ağır bir hastanın, çevresindekilerin sürekli ona iyi olduğunu, iyileşeceğini söylemesinden duyduğu rahatsızlık, aslında duymak istediğinin merhamet dolu hatta acıyan kelimeler olduğu kısmıydı…</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Gerçekten öyle midir merak ettim…</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Yaşlı insanlar geldi aklıma “iyi görünüyorsun” dendiği zaman ağrılarını sızılarını sıralayıvermeleri bundan mıdır acaba? Moral verelim derken önemsenmediklerini mi hissettirmekteyiz onlara yoksa? Bilemedim, karar veremedim… </strong></p>
<p><strong> </strong><br />
<em> </em></p>
<p><em><em><span style="text-decoration: underline;">Kitaptan Alıntılar</span></em></em><br />
<em>-Sanki ölüm sadece İvan İlyiç’in başına gelen bir talihsizlikmiş gibi, onun nasıl öldüğüyle ilgili ayrıntıları sormaya başladı.</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em><em>-Karısı (Praskovya) İvan İlyiç’in çektiği acıları uzun uzun anlattıktan sonra Piotr bu acıların sadece Praskovya’nın sinirleri üstündeki etkilerini öğrenebilmişti.</em></em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em><em>-Henüz evleneli bir yıl bile olmamıştı ki İvan İlyiç, evliliğin insana küçük mutluluklar getiren zor bir iş olduğunu anladı.</em></em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em><em>-Aslında her şey pek zengin olmayan insanların zenginleri taklit etmesinden ibaretti…</em></em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em><em>-İvan İlyiç&#8217;i en çok üzen, herkesin yalan söylemesiydi. Sanki ölmek üzere değilmiş de yalnızca hastaymış, sabreder, tedavi görürse her şey düzelecekmiş gibi bir tavır takınıyorlardı. Oysa ne denli uğraşırlarsa uğraşsınlar durumun düzelmeyeceğini, üstelik ağrılarının artıp öleceğini adı gibi biliyordu. İşte herkes gibi onun da bildiği bu gerçeği örtbas ederek gözüne baka baka yalan söylemeleri, ayrıca bu yalana katılması için onu da zorlamaları onu kahrediyordu.</em></em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em><em>-Ölüm gibi korkunç, görkemli bir olayı günlük ziyaretler, ev eşyaları, yemek için alınan mersinbalığı türünden olağan şeylere indirgemeleri İvan İlyiç&#8217;e büyük bir azap veriyordu.</em></em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em><em>-İşin tuhafı, onlar böyle gözüne baka baka yalan söylerken kim bilir kaç kez, &#8220;Bırakın artık şu yalanları! Ölmek üzere olduğumu siz de biliyorsunuz, ben de. Hiç olmazsa yalan söylemeyin!&#8221; diye bağıracak olmuş, ama hiçbir zaman kendinde bu gücü bulamamıştı.</em></em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em><em>-Korkunç, feci bir şey olan ölüme çevresindekiler herhangi tatsız bir şey, hatta yakışıksız bir davranış gözüyle bakıyorlardı. Kalabalık bir salona girerken pis kokular saçan bir adammış gibi tavır takınıyorlardı ona karşı. Bütün bunları yaptıran da, İvan İlyiç’in hayatı boyunca sıkı sıkıya uyduğu nezaket kurallarıydı.</em></em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em><em>-Ona kimse acımıyordu, çünkü durumunu anlamak isteyen tek bir Allah’ın kulu yoktu. Yalnızca Gerasim her şeyi anlıyor, ona acıyordu. Bu yüzden İvan İlyiç yalnız Gerasim&#8217;le baş başa kaldığı zamanlar kendisini iyi hissediyordu. Bazen de birden bire senli benli konuşmaya başlıyordu: &#8220;Keşke hiç hasta olmasaydın. Yoksa sana hizmet etmekten kaçınır mıyım?&#8221; Yalan söylemeyen tek kişi Gerasim&#8217;di; işin aslını yalnız onun anladığı, gizlemeye gerek görmeden, eriyip giden efendisine açıkça acıdığı ortadaydı. Hatta bir keresinde, İvan İlyiç onu yatmaya gönderdiği sırada, &#8220;Hepimiz ölüp gideceğiz. Ne diye yardım etmekten yüksünelim!&#8221; deyivermişti. Gerasim bu sözlerle, ölmekte olan birine yardımdan kaçınmadığını, bir gün o da ölürken birinin ona yardım edeceğini söylemek istiyordu.</em></em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em><em>-İvan İlyiç&#8217;i üzen şey kimsenin ona, onun istediği gibi acımamasıydı. Çektiği uzun ıstırap dönemlerinden sonra öyle anlar oluyordu ki —bunu kendi kendine bile açıklamaktan utanıyordu- biri ona acısın, hem de hasta bir çocuğa acır gibi acısın istiyordu&#8230; Çocuklar gibi sevilip avutulmayı, okşanmayı, birilerinin başında oturup ona ağlamasını istiyordu. Yaşını başını almış, önemli bir yargıca böyle şeylerin yapılamayacağını bile bile istiyordu bunu&#8230;</em></em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em><em>-Gerasim&#8217;le yakınlığı ona az da olsa bu merhameti sağladığı için onun yanında avunabiliyordu. Evet, İvan İlyiç ağlamak, okşanmak ve başında ağlayanları görmek istiyordu. Ama onu yoklamaya gelen arkadaşı, mahkeme üyesi Şabak&#8217;a ağlayıp içini dökeceği yerde somurtuyor; sert, haşin bir tavır takınarak, sözü yargıtaya gönderilen bir karara getirip görüşünü şiddetle savunmaya başlıyordu. İvan İlyiç&#8217;in son günlerini en çok içindeki ve çevresindeki bu yalan zehirliyordu.</em></em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em> </em></p>
<p align="right"><em><strong> </strong></em></p>
<p align="right"><em><strong> </strong></em></p>
<p align="right"><em><strong> </strong></em></p>
<p align="right"><em><strong> </strong></em></p>
<p align="right"><em><strong>BETÜL YILMAZ EMİNSOY</strong></em></p>
<p><a href="http://www.kitapkolik.net/?ibsa=share&id=435" id="share-link-">Paylaş</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitapkolik.net/ivan-ilyic%e2%80%99in-olumu/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kitapkolik.Net, Kitap Ödüllü Yarışma</title>
		<link>http://www.kitapkolik.net/kitapkolik-net-kitap-odullu-yarisma</link>
		<comments>http://www.kitapkolik.net/kitapkolik-net-kitap-odullu-yarisma#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 23 Aug 2010 15:10:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Kürsü]]></category>
		<category><![CDATA[kitap yarışması]]></category>
		<category><![CDATA[kitapkolik.net yarışma]]></category>
		<category><![CDATA[ödüllü yarışma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitapkolik.net/?p=410</guid>
		<description><![CDATA[
Kitapkolik.Net ailesi olarak kitap ödüllü yarışma düzenliyoruz. Hediye semboliktir. Kazanan kişiye istediği kitap gönderilecektir. Kazanan çekiliş ile belirlenecektir. Her birey birden fazla çekiliş hakkı kazanabilir.
Çekiliş hakkı kazanma şartları:


Bu      yarışmanın duyurusunu twitter, friendfeed veya facebook profillerinde duyuranlar      1 çekiliş hakkı kazanacaktır.


Web      [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3><a href="http://www.kitapkolik.net/wp-content/uploads/images.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-414" title="images" src="http://www.kitapkolik.net/wp-content/uploads/images-300x150.jpg" alt="images" width="354" height="177" /></a></h3>
<h3>Kitapkolik.Net ailesi olarak kitap ödüllü yarışma düzenliyoruz. Hediye semboliktir. Kazanan kişiye istediği kitap gönderilecektir. Kazanan çekiliş ile belirlenecektir. Her birey birden fazla çekiliş hakkı kazanabilir.</h3>
<h3><span style="color: #ff0000;"><strong>Çekiliş hakkı kazanma şartları:</strong></span></h3>
<ul>
<li>
<h3>Bu      yarışmanın duyurusunu twitter, friendfeed veya facebook profillerinde duyuranlar      1 çekiliş hakkı kazanacaktır.</h3>
</li>
<li>
<h3>Web      sitesinde ya da <span style="text-decoration: underline;">günce</span>l blogunda yarışmayı tanıtanlar (<span style="text-decoration: underline;">sitemizin linki tıklanabilir olmalıdır</span>) 5      çekiliş hakkı kazanacaktır.</h3>
</li>
<li>
<h3>Kendisine      ait olmasada forum sitelerinde konu açarak yarışmayı tanıtanlar 2 çekiliş      kazanacaktır.</h3>
</li>
<li>
<h3>Okuduğu      kitapları tanıtan özgün yazılar yazan kişilerin yazıları uygun bulunup      Kitapkolik.Net te yayınlanması halinde ise 4 çekiliş hakkı kazanacaktır.</h3>
</li>
</ul>
<h3 style="text-align: center;"><a href="../wp-content/uploads/a.gif"><img title="a" src="../wp-content/uploads/a-300x5.gif" alt="a" width="371" height="6" /></a></h3>
<h3><span style="color: #339966;"><span style="text-decoration: underline;"><strong>Not:</strong></span> </span>Yukarıdaki şartlardan herhangi birini ya da birkaçını yapanlar yaptıkları şeyi<span style="color: #0000ff;"> <a href="http://www.kitapkolik.net/kitapkolik-net-kitap-odullu-yarisma">http://www.kitapkolik.net/kitapkolik-net-kitap-odullu-yarisma</a></span> adresine yorum olarak yazmalı ya da <span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #ff0000;">msn@sinifim.net</span></span> &#8216; e mail atarak bildirmelidir. Aksi takdirde çekiliş hakkı kazanmamış sayılacaklardır.</h3>
<ul>
<li>
<h3>Twitter ve friendfeed profillerinde paylaşanlar mesajın linkini yazmalı</h3>
</li>
<li>
<h3>Blogunda,sitesinde ya da forumlarda konu açanlar sitenin linkini yazmalı</h3>
</li>
<li>
<h3>Facebook profillerinde yarışmayı tanıtanlar daha sonra silmek koşuluyla</h3>
</li>
<li>
<h3><a href="http://www.facebook.com/profile.php?id=100001527277573">http://www.facebook.com/profile.php?id=100001527277573</a> profilini eklemelidir.</h3>
</li>
</ul>
<h3><a href="http://www.kitapkolik.net/wp-content/uploads/a.gif"><img class="aligncenter size-medium wp-image-411" title="a" src="http://www.kitapkolik.net/wp-content/uploads/a-300x5.gif" alt="a" width="371" height="6" /></a></h3>
<h3>Daha fazla bilgi almak için <a href="mailto:admin@kitapkolik.net">msn@sinifim.net</a> e mail atabilir ya da msn listenize ekleyebilirsiniz…</h3>
<p style="text-align: center;"><a href="../wp-content/uploads/a.gif"><img class="aligncenter" title="a" src="../wp-content/uploads/a-300x5.gif" alt="a" width="371" height="6" /></a></p>
<h3><span style="color: #ff0000;">Yarışma 22.08.2010 ile 05.09.2010 tarihleri arasında sürecektir. Ne kadar çok çekiliş hakkınız olursa o kadar kazanma şartınız artacaktır.</span></h3>
<h3><a href="http://www.kitapkolik.net/wp-content/uploads/a.gif"><img title="a" src="http://www.kitapkolik.net/wp-content/uploads/a-300x5.gif" alt="a" width="371" height="6" /></a></h3>
<h2><span style="color: #ff0000;"><strong>Çekiliş Hakkı Kazanan Kişiler: 02.09.2010 Saat 15:52 İtibariyle</strong></span></h2>
<p><strong>Mehmet Adın</strong> &gt; 1,2,3,4,5,6 (facebook profil + blog yazı)<br />
<strong>Okul Öncesi İnci Minci</strong> &gt; 7,8,9,10,11,12,13 (face profil + face grup + blog yazı)<br />
<strong>Duygu Kocabaylioğlu</strong> &gt; 14,15,16,17,18 ( blog yazı)<br />
<strong>Tespih Taneleri &gt;</strong> 19,20,21,22,23,24,25 (face profil + face grup + blog yazı)</p>
<p><strong>Tuğçe Baysal </strong>&gt; 26 (face profil)<br />
<strong>Gizem İrgan</strong> &gt; 27,28,28,30,31,32 (twitter, blog yazı)<br />
<strong>Çenebaz </strong> &gt; 33,34,35,36,37,38 ( blog yazı)<br />
<strong>Nihan Karaca</strong> &gt; 39,40,41,42,43 (blog yazı)<br />
<strong>Gülin&#8217;in Penceresi </strong>&gt; 44,45,46,47,48 ( blog yazı)</p>
<p><strong>Canan </strong>&gt; 49,50,51,52,53 (blog yazı)<br />
<strong>Aslı </strong>&gt; 54  (face profil)<br />
<strong>Türkan Bilgin</strong> &gt; 55,56,57,58,59,60 (blog yazı, face profil)</p>
<p><strong>Leylak Dalı </strong>&gt; 61,62,63,64,65  (blog yazı)<br />
<strong>Yıldız</strong> &gt; 66  (face profil)</p>
<p><strong>Duygu B </strong>&gt; 67 (face profil)<br />
<strong>Nalan Güler </strong>&gt; 68,69,70,71,72  (blog yazı)<br />
<strong>Sevgi Sevdalısı</strong> &gt; 73,74,75,76,77,78,79 (blog yazı, twitter, friendfeed)</p>
<p>-</p>
<p><strong>Mehmet Sami</strong>&gt; 80 (twitter)<br />
<strong>Kezban </strong>&gt; 81,82,83,84,85,86,87  (blog yazı, forum yazı)<br />
<strong>Sevim</strong> &gt; 88 (face profil)</p>
<p><strong>Öznur Altıntaş </strong>&gt; 89,90,91,92,93,94,95 (face profil, face sayfa, blog yazı)<br />
<strong>Noni </strong>&gt; 96,97,98,99,100  (blog yazı)<br />
<strong>Nyuu</strong>&gt; 101,102,103,104,105 (blog yazı)</p>
<p><strong>Pınar</strong>&gt; 106,107,108,109,110 ( blog yazı)</p>
<p><strong>Esra Zbun </strong>&gt; 111,112,113,114,115,116,117 (face profil, twitter, blog yazı)<br />
<strong>Şebnem Yorulmaz</strong>&gt; 118,119,120,121,122,123,124,125  (blog yazı,twitter, friendfeed, face profil)<br />
<strong>İnci Tanesi</strong>&gt; 126,127,128,129,130,131 (blog yazı, face profil)</p>
<p><strong>Nihal Can</strong>&gt; 132 (face profil)<br />
<strong>Özlem(dideden)</strong>&gt; 133,134,135,136,137,138  (blog yazı, face profil)<br />
<strong>Zeynep Aksoy</strong>&gt; 139,140,141,142,143 (blog yazı)</p>
<p>-</p>
<p><strong>Xalo</strong>&gt; 144 (friendfeed)<br />
<strong>Hande (Tatlı Anılar)</strong>&gt; 145,146,147,148,149  (blog yazı)<br />
<strong>Duygu Bircan </strong>&gt; 150,151  (twitter, friendfeed)</p>
<p><strong>Derya (Sahte Gözyaşı) </strong>&gt; 152,153,154,155,156,157,158 (2 face profil,blog yazı)<br />
<strong>Sihirli Eller</strong> &gt; 159,160,161,162,163 (blog yazı)<br />
<strong>Beyza</strong>&gt; 164 (twitter)<br />
<strong>Buğday Tanesi</strong> &gt; 165,166,167,168,169,170 (blog yazı, face)<br />
<strong>Lale </strong>&gt; 171 (face)</p>
<p><strong>worldofvenus77</strong><strong> </strong>&gt; 172,173,174,175,176 (blog yazı)<br />
<strong>SevgiBöceği Burcu</strong> &gt; 177,178,179,180,181 (blog yazı)<br />
<strong>dezzygum</strong>&gt; 182,183,184,185,186 ( blog yazı)<br />
<strong>mugge</strong>&gt;187,188,189,190,191 (blog yazı)</p>
<p>-</p>
<p><strong>Tevhide Şenol </strong>&gt; 192,193,194,195,196 (2 forum,face)<br />
<strong>Halenin Haresi</strong> &gt; 197,198,199,200,201,202,203 (blog yazı,twitter, friendfeed)<br />
<strong>Gonca Çakıcı</strong>&gt; 204,205,206,207,208,209,210,211,212,213 (2 blog yazı)<br />
<strong>Canım Kızım Hira</strong> &gt; 214,215,216,217,218 (blog yazı)</p>
<p><strong>Benim Marifetlerim</strong>&gt; 219,220,221,222,223 (blog yaz</p>
<p><strong> </strong><strong>Elif&#8230;den</strong>&gt; 224,225,226,227,228(blog yazı)</p>
<p><strong>-</strong></p>
<p><strong>Neso Baby </strong>&gt; 229,230,231,232,233 (blog yazı)<br />
<strong>Aksoy 1903</strong> &gt; 234,235,236 (forum yazı,facebook)<br />
<strong>Şehnaz Baykuş</strong>&gt; 237,238,239,240,241,242,243 (blog yazı,twitter,friendfeed)<br />
<strong>Betül Yılmaz Eminsoy</strong> &gt; 244,245,246,247,248,249,250 (blog yazı,face, twitter)</p>
<p><strong>Ömero </strong>&gt; 251,252,253,254,255 (blog yazı)<br />
<strong>Zerrin</strong>&gt; 256,257,258,259,260 (blog yazı)<br />
<strong>Derin Zamanlar</strong>&gt; 261,262,263,264,265 (blog yazı)</p>
<p><strong>İlmuhaber</strong> &gt;266,267,268,269,270 (blog yazı)<br />
<strong>İki Dirhem Bir Çekirdek</strong> &gt; 271,272,273,274,275 (blog yazı)<br />
<strong>Kedicibaşı</strong> &gt; 276,277,278,279,280 ( blog yazı)<br />
<strong>Örgü Çantam&gt;</strong> 281,282,283,284,285,286,287 (face profil + face grup + blog yazı)</p>
<p><strong>Yetenek Sizin</strong> &gt;288,289,290,291,292,293,294 (face profil +twitter + blog yazı)<br />
<strong>Sanat Notları</strong> &gt; 295,296,297,298,299,300,301(blog yazı,frienfeed)<br />
<strong>Wmina</strong>&gt; 302,303,304,305,306 ( blog yazı)<br />
<strong>Sedenist &gt;</strong> 307,308,309,310,311,312 (twitter,blog yazı)</p>
<p><strong>Pembe Kalem</strong> &gt;313,314,315,316,317 (blog yazı)<br />
<strong>Berra&#8217;nın Çöp Tenekesi </strong>&gt; 318,319,320,321,322,323,324(blog yazı,frienfeed,twitter)<br />
<strong>Ay</strong>-<strong>ser</strong>&gt; 325,326,327,328,329 ( blog yazı)<br />
<strong>Bucanni &gt;</strong> 330,331,332,333,334 (blog yazı)</p>
<p><strong>ebr-i nisan</strong> &gt;335,336,337,338,339 (blog yazı)<br />
<strong> Aslı Akça</strong> <strong></strong>&gt; 340,341,342,343,344(blog yazı)<br />
<strong>Gürkan Karanlık</strong><strong></strong>&gt; 345,346,347,348,349, ( forum yazı,face,friendfeed)<br />
<strong>venusgamzelikiz</strong><strong>&gt;</strong> 350,351,352,353,354,355 (blog yazı,twitter)</p>
<p><strong>Merve Kara</strong> &gt;356,357,358,359,360,361,362 (blog yazı,twitter, face)<br />
<strong> Müge Arıkan</strong> <strong></strong>&gt; 363,364,365,366,367,368(blog yazı,face)<br />
<strong>Ayşenur</strong><strong></strong>&gt; 369, (face)<br />
<strong>Dery</strong><strong>a K&gt;</strong> 370 (twitter)</p>
<p><strong>Ayşe Hanım</strong> &gt;371,372,373,374,375,376,377,378(face,blog yazı,forum yazı)<br />
<strong> Ayşe Mine Kocalan</strong> &gt; 379(face)</p>
<p><strong>Bir İki Satır</strong> &gt;380,381,382,383,384,385,386 (blog yazı,friendfeed,face)<br />
<strong></strong><strong>GÜLTER ÖZGÜR</strong>&gt; 387,388,389,390,391,392,393(blog yazı,2 face)<br />
<strong>Orlando Günlüğü</strong>&gt; 394,395,396,397,398,399 (face,blog)<br />
<strong>Hayat Güzel</strong><strong>&gt;</strong> 400,401,402,403,404 (blog yazı)</p>
<p><strong>Hayriye</strong>&gt;405 (face)<br />
<strong>Begonvilli Ev</strong>&gt; 406,407,408,409,410(blog yazı)<br />
<strong>Kelebekana</strong>&gt; 411,412,413,414,415 (blog)<br />
<strong>Mimhece</strong><strong>&gt;</strong> 416,417,418,419,420,421,422,423 (blog yazı,face,twitter,friendfeed)</p>
<p><strong>Ebru Üzüm</strong>&gt; 424,425,426,427,428(blog yazı)</p>
<p><strong>Merveniniçsesi</strong>&gt;429,430,431,432,433 (blog yazı)<br />
<strong><strong>Ş</strong>eker Bulutu</strong>&gt; 434,435,436,437,438(blog yazı)<br />
<strong>Anka Yansımalar</strong>&gt; 439,440,441,442,443 (blog)<br />
<strong>Niffea</strong><strong>&gt;</strong> 444,445,446,447,448 (blog yazı)</p>
<p><strong>Işın Kortan</strong>&gt; 449 (face)<strong></strong></p>
<p><strong>Simgenur Gök</strong><strong>&gt;</strong> 450 (twitter)</p>
<p><strong>Begüm</strong>&gt;451 (face)<br />
<strong><strong>Kontrast09</strong></strong>&gt; 452,453,454,455,456 (blog yazı)<br />
<strong>Su-bu-o</strong>&gt; 457,458,459,460,461,462 (blog,twitter)<br />
<strong>Sena</strong><strong>&gt;</strong> 463 (twitter)</p>
<p><strong>Benan Özan</strong>&gt;464,465,466,467,568,469 (face,blog)<br />
<strong><strong></strong></strong><strong>Maceraperest</strong>&gt; 470,471,472,473,474 (blog yazı)<br />
<strong>Lee</strong>&gt; 475,476,477,478,479,480,481,482 (blog,twitter,face,friendfeed)<br />
<strong>Benan Özcan</strong><strong> 2&gt;</strong> 483 (facebook g)</p>
<p><strong>Su Efsa</strong>&gt;484,485,486,487,488,489,490 (twitter,friendfeed,blog)<br />
<strong><strong></strong></strong><strong>Erol Işık</strong>&gt; 491,492,493,494,495 (blog yazı)<br />
<strong><br />
</strong></p>
<p><a href="http://www.kitapkolik.net/?ibsa=share&id=410" id="share-link-">Paylaş</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitapkolik.net/kitapkolik-net-kitap-odullu-yarisma/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>96</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Benim Adım Kırmızı &#8211; Orhan Pamuk</title>
		<link>http://www.kitapkolik.net/benim-adim-kirmizi-orhan-pamuk</link>
		<comments>http://www.kitapkolik.net/benim-adim-kirmizi-orhan-pamuk#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 23 Aug 2010 15:08:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sibelsevtekin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitap Kritikleri]]></category>
		<category><![CDATA[benim adım kırmızı]]></category>
		<category><![CDATA[Benim Adım Kırmızı kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Benim Adım Kırmızı özeti]]></category>
		<category><![CDATA[orhan pamuk]]></category>
		<category><![CDATA[orhan pamuk kitapları]]></category>
		<category><![CDATA[orhan pamuk yeni kitabı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitapkolik.net/?p=420</guid>
		<description><![CDATA[
Orhan  Pamuk’un “en renkli ve en iyimser romanım”, dediği Benim Adım Kırmızı,  1591 yılında İstanbul’da karlı dokuz kış gününde geçiyor. İki küçük oğlu  birbirleriyle sürekli çatışan güzel Şeküre, dört yıldır savaştan  dönmeyen kocasının yerine kendine yeni bir koca, sevgili aramaya  başlayınca, o sırada babasının tek tek eve çağırdığı saray nakkaşlarını [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.kitapkolik.net/wp-content/uploads/559-Benim-Adim-Kirmizi.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-421" title="559-Benim-Adim-Kirmizi" src="http://www.kitapkolik.net/wp-content/uploads/559-Benim-Adim-Kirmizi-300x150.jpg" alt="559-Benim-Adim-Kirmizi" width="300" height="150" /></a></p>
<p align="center"><span style="line-height: 115%; font-family: 'Comic Sans MS'; font-size: 10pt;">Orhan  Pamuk’un “en renkli ve en iyimser romanım”, dediği Benim Adım Kırmızı,  1591 yılında İstanbul’da karlı dokuz kış gününde geçiyor. İki küçük oğlu  birbirleriyle sürekli çatışan güzel Şeküre, dört yıldır savaştan  dönmeyen kocasının yerine kendine yeni bir koca, sevgili aramaya  başlayınca, o sırada babasının tek tek eve çağırdığı saray nakkaşlarını  saklandığı yerden seyreder. Eve gelen usta nakkaşlar, babasının denetimi  altında Osmanlı Padişahı’nın gizlice yaptırttığı bir kitap için Frenk  etkisi taşıyan tehlikeli resimler yapmaktadırlar. Herkesin kendi sesiyle  konuştuğu, ölülerin, eşyaların dillendiği ;ölüm, sanat, aşk, evlilik ve  mutluluk üzerine bu kitap, aynı zamanda eski resim sanatının unutulmuş  güzelliklerine bir ağıt.</span></p>
<p align="center"><span style="line-height: 115%; font-family: 'Comic Sans MS'; font-size: 10pt;"> </span></p>
<p align="center"><span style="line-height: 115%; font-family: 'Comic Sans MS'; font-size: 10pt;"><span> </span>En uzun sürede okuduğum <span> </span>, hatta bir ara okumaktan vazgeçecek<span> </span>gibi oldugum roman diyebilirim <span> </span>Benim Adım Kırmızı<span> </span>için. Bazen uzun uzadıya anlatımlar sıksa da minyatür hakkında pek çok şey öğrendim .<span> </span>Kitap bugüne kadar pek çok dile çevrilmiş ve tiyatrosu yapılmış . En nihayetinde ödüllü bir kitap .</span></p>
<p align="center"><span style="line-height: 115%; font-family: 'Comic Sans MS'; font-size: 10pt;">Roman  Zarif Efendi nin katilinin bulunmaya çalışılması ile nakış , üslup  ,tezhip , minyatür ve kahramanların düşünceleri ile örülü .Ağır bir  dille yazılmış olan roman,  şuana kadar okuduğum tüm kitaplardan  farklıydı .Farklı farklı bir okuma anlayışı geliştirdi bende.</span></p>
<p align="center"><span style="line-height: 115%; font-family: 'Comic Sans MS'; font-size: 10pt;">Not olarak ; bu kitabı bir solukta , hızlıca okuyup geçmeyi beklemeyin . Sindirerek<span> ,</span>yavaş yavaş<span> </span>okunması gereken bir kitap.<span> </span></span></p>
<p align="center"><span style="line-height: 115%; font-family: 'Comic Sans MS'; font-size: 10pt;"> </span></p>
<p align="center"><span style="line-height: 115%; font-family: 'Comic Sans MS'; font-size: 10pt;"><span> </span>İyi Okumalar ..</span></p>
<p><a href="http://www.kitapkolik.net/?ibsa=share&id=420" id="share-link-">Paylaş</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitapkolik.net/benim-adim-kirmizi-orhan-pamuk/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
