<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kitapkolik.Net, Kitap Severler Burada Buluşuyor... &#187; TugceBaysal</title>
	<atom:link href="http://www.kitapkolik.net/author/tugcebaysal/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kitapkolik.net</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 31 Jan 2012 14:32:05 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Elif Şafak &#8211; İskender Kitabı Röportajı</title>
		<link>http://www.kitapkolik.net/elif-safak-iskender-kitabi-roportaji</link>
		<comments>http://www.kitapkolik.net/elif-safak-iskender-kitabi-roportaji#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Aug 2011 13:20:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>TugceBaysal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>
		<category><![CDATA[elif şafak iskender arka kapak]]></category>
		<category><![CDATA[elif şafak iskender çalıntı mı]]></category>
		<category><![CDATA[elif şafak iskender ekşi sözlük]]></category>
		<category><![CDATA[elif şafak iskender kitabını oku]]></category>
		<category><![CDATA[elif şafak iskender konusu]]></category>
		<category><![CDATA[elif şafak iskender röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[elif şafak iskender sözler]]></category>
		<category><![CDATA[elif şafak iskender yorumlar]]></category>
		<category><![CDATA[iskender kitabının konusu yorumları]]></category>
		<category><![CDATA[isklender kitabından sözler]]></category>
		<category><![CDATA[yüksel şengül röportajlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitapkolik.net/?p=588</guid>
		<description><![CDATA[Son  15 yıllık süreçte Elif Şafak’ın sekizinci romanı oldu ‘İskender’.  Şafak’la, Doğan Kitap’tan çıkan ve geniş yankılar yaratan bu son  romanını, kadın sorunlarını, sinemayı, tiyatroyu ve tasavvufu konuştuk.
Romanları  milyonlar satan Elif Şafak, son derece sakin, dingin ve sessiz bir  kişiliğe sahip&#8230; Üstelik onun bu hali, karşısındakine de geçebiliyor.  Belki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Son  15 yıllık süreçte Elif Şafak’ın sekizinci romanı oldu ‘İskender’.  Şafak’la, Doğan Kitap’tan çıkan ve geniş yankılar yaratan bu son  romanını, kadın sorunlarını, sinemayı, tiyatroyu ve tasavvufu konuştuk.</p>
<p>Romanları  milyonlar satan Elif Şafak, son derece sakin, dingin ve sessiz bir  kişiliğe sahip&#8230; Üstelik onun bu hali, karşısındakine de geçebiliyor.  Belki de sevilmesinin, çok okunmasının sihri buralarda saklı.  Buluştuğumuz Haliç kıyısındaki restoranda, önce son romanı ‘İskender’le  başlıyoruz sohbetimize&#8230;</p>
<p><strong>‘İskender’ son günlerde üzerinde en çok konuşulan roman oldu. ‘İskender’le ilgili neler söylemek istersiniz?</strong></p>
<p>Ben  bu romanda birçok karaktere büründüm. Esma, Yunus, Pembe oldum. Ama en  zoru İskender olmaktı. Çünkü İskender kalp kıran, etrafına karşı hoyrat  davranan, sertlikleri olan ama aynı zamanda sırça bir kalbe sahip bir  erkek. İncittiği kadar aynı zamanda incinen de biri. Kendimi onun yerine  koymak benim için bir sınavdı. Zaten kapak fikri de oradan çıktı. Ben o  sınava o kadar odaklandım ki… Bir buçuk sene boyunca “İskender olsa  nasıl düşünürdü, nasıl yürürdü?” derken, onun gerçek bir insan olduğunu  zannetmeye başladım. Yazdığınız karakterle o kadar hem hal oluyorsunuz  ki, bir noktadan sonra o yaşamaya başlıyor.</p>
<p><strong>Bir kadın yazarın, erkek olması, o karakteri yaratması çok zor olmalı&#8230;</strong></p>
<p>Kadın  yazar için erkek karakterin yerine kendini koyabilmesi, oradan dünyaya  bakması zor bir şey. Zaten roman kapağı, bu değişimin simgesi oldu.  İskender’den erkek gibi davranması, olduğu insan değil de olmadığı bir  şeye soyunması isteniyor. Hatta buna mecbur ediliyor.</p>
<p><strong>İskender’i yazarken, kim ya da kimlerden esinlendiniz? Var mı yaşayan benzerleri?</strong></p>
<p>Bence  çok var. Tabii ki bu kahraman (İskender) hayal gücümün bir ürünü ve ben  romanlardan çıkarak genelleme yapmayı sevmiyorum. “İskender şöyle  insanları temsil ediyor” diyemem. İskender gözümde tekil bir hikayedir  ama tabii ki hep çevremizden besleniyoruz, etkileniyoruz. Gördüklerimiz,  okuduklarımız, kadının yaşadıkları, kadına yönelik şiddet, bence  bunları az buçuk vicdanı olan herkes kaygıyla izliyor. Üzerimize  giydirilen bir erkeklik ve kadınlık kalıbı var. Kalıpların giydirilmesi  de aileden başlıyor. Bu noktada çocuklarımızı çok incitiyoruz. Sonra o  çocuklar daha hırçın büyüyor. İskender daha serseri ve bıçkın birine  dönüşüyor. İncine incine incitmeyi öğreniyor. İnciten insanın da nerede  incindiğini göreceğiz ki, o zinciri kırabilelim.</p>
<p><strong>İskender oldunuz, erkeklerin dünyasını yaşamaya çalıştınız. Nasıl bir dünya o dünya?</strong></p>
<p>İskender  karakterini içselleştirdikçe, erkekliğin zor bir şey olduğunu anladım.  Ama her iki cins için de zorluklar var. Keşke bir günlüğüne erkekler  kadın, kadınlar erkek olsa. Belki de daha iyi anlarız birbirimizi.  İskender’i yazabilmem için de benim bazı aşamalardan geçmem gerekiyordu.  Bir aile hikayesini ancak anne olduktan ve 40 yaşına yaklaşınca  yazabilirdim. Daha önce yazamazdım gibi geliyor.</p>
<p><strong>‘İskender’ nasıl bir roman?</strong></p>
<p>Çok geniş açılı, cesur, hüzünlü, duyarlı, değişime inanan, çok önemli ailevi meselelere eğilen ve umut dolu bir roman.</p>
<p><strong>Romanın akışı içinde tasavvuf İskender’in hayatına girince değişime uğruyor.</strong></p>
<p>Tasavvufun  birçoğumuza iyi geleceğine inanıyorum. En azından bana iyi geldi, bunu  biliyorum. İnsan nereden bilir? Kendinden bilir. Keşke çok daha fazla  insan bu felsefeyle tanışsa, tabii ki bunu kendi sınırları ve yaşantısı  içinde idrak ederek… Onun için o kitapta ucunu açık bırakmak istedim,  karar okurun.</p>
<p><strong>Bu bir aile romanı. Ailesiz büyüdüğünüz için mi hep aileler konusu sizi çekiyor ya da düşündürüyor?</strong></p>
<p>Bence  çok etkisi var. Kendi ailesizliğimin, çocukluğumdan itibaren yarı gıpta  ve yarı merakla aileleri izlemenin muhakkak ki etkisi var.</p>
<p><strong>Elif Hanım, Türkiye’de kadın olmak beraberinde hangi temel zorlukları getiriyor?</strong></p>
<p>Gayet  ataerkil bir toplum olduğumuzu düşünüyorum. Bunu görmemiz lazım, bu çok  farklı seviyelerde ve düzeylerde işliyor ama gayet ortada. O kadar ki  bazen hiç ummadığınız bir yerde karşınıza çıkabiliyor. Aydın çevrelerde  bile rastlayabiliyorsunuz. Bunun bir sınır ve coğrafyası yok. Benim  gözümde bu konu o kadar karmaşık bir şey ki, ben ataerkillik dendiğinde,  erkeğin kadına zulmü gibi bir şey algılamıyorum. Bence biz kadınların  da birtakım adaletsizliklerin ve haksızlıkların devam etmesinde rolü  var. Bizim de onunla yüzleşmemiz lazım ama bence en önemlisi mevcut  sistem kadınları mutsuz ettiği kadar, erkekleri de mutsuz ediyor. Çünkü  erkeklerin üzerine de kalıplar giydiriyor ve onun azıcık üzerine çıkmaya  çalışanla alay ediyor, onu rencide ediyor. Onu da aşağılıyor, yeterince  erkek değilmiş gibi hakaret ediyor. Erkek için de bunlar çok zor, o da  mutsuz oluyor. Son dönemde artan kadın cinayetleriyle ilgili haberleri  okuduğumuz zaman kurbana, incitene bakıyoruz. Ama arkasındaki hikayeyle  ilgilenmiyoruz. Sorunu çözmek için o hikayeleri de görmeli, toplumun  bunda ne kadar rolü olduğunu anlamalıyız. Ülkemizdeki bu cinsiyetçi  kalıbın değişmesi gerektiğine inanıyorum. Biz İskender’i anlamadıkça,  İskender gibileri çözemedikçe bu sorunları ortadan kaldıramayız.</p>
<p><strong>Şöyle  yazmışsınız: “Gönlü pak olanın sevgisi de saf olur. Şu hayatta insan en  çok sevdiklerini acıtır. En derin yaralar ailede açılır, kabuk tutsa  bile kanar hikaye, içten içe&#8230; Attığımız her adım, yaptığımız her işte  kendimizi yansıtırız. Budur çözülmesi gereken bilmece&#8230;” Romanın  anafikri midir bu?</strong></p>
<p>Bence  öyle. Özü, çekirdeği bu. Tabii burada bir sürü fikir var. Öyle bir öz  ki, bir sürü şeyi de beraberinde doğuruyor. Aşktan bahsediyoruz, aşık  olduğumuzda tamamen o kişiye odaklanır, ondan konuşuruz. Ama öncelik  “Benden nasıl bir aşık olur? Benim kumaşım nedir?” diye düşünmeliyiz.  Çünkü ilişkide bunu o kadar yansıtıyoruz ki… Mesela kavgacı bir  insansak, muhakkak o aşk üzüntüler ve kavgalarla dolu olacaktır. Hayata  kalender meşrep bakan insanın aşkı da tatlanacak, güzelleşecek. Gönlü  yumuşak olanın aşkı da yumuşak, huzurlu olacak. Kişiliklerimizi  yansıtıyoruz. O yönünü hiç düşünmüyoruz.</p>
<p><strong>Tasavvufla tanışmanızla birlikte hayata farklı bakan yeni bir Elif Şafak oluştu galiba…</strong></p>
<p>Tasavvufa  ilgi duymam 20’li yaşlarımın başında oldu. Üniversite yıllarımda çok  merak duydum ama entelektüel bir meraktı, yani konuyu merak etmiştim.  Kitapları merak ettim. Hayatımda pek çok şeyi kitaplar açtı. Benim kapım  kitaplardır. Bu kapıyı da bana kitaplar açtı. Kendimce geçtiğim yollar  var ve her birinin izi kalıyor. Ama o bağ zamanla akıldan kalbe iniyor.  Bana çok yol gösterdi, hâlâ da gösteriyor. Kendimi bir şey bilen değil,  arayan bir insan olarak görüyorum. “Bilenlerden misin, öğrenenlerden  misin?” diye sorsanız, “Ömür boyu öğrencilik bana çok güzel geliyor”  derim. Her an öğrenmeye devam etmek… O yüzden bir yolda karar kılıp  nokta koymak yerine, ona üç nokta koymak bana daha doğru geliyor. Bir  şey söylüyorum, üç nokta yarın değişebilir. İnsan sudan yapılmış,  maddemiz bu, o yüzden akacak, muhakkak değişecek. Kalbimizi ve zihnimizi  açık tutmalı, insanları yargılamadan, yaftalamadan bir görmeye  çalışmalıyız.</p>
<p><strong>Namaz kılar mısınız, oruç tutar mısınız?</strong></p>
<p>RÖPORTAJIN DEVAMI <a href="http://www.haftasonu.com.tr/index.php/roportaj/item/404-elif-safak-romanlarimdan-film-yapilmasini-isterim.html"><strong><span style="color: #800080;">HAFTA SONU DERGİSİNDE</span></strong></a></p>
<p>Yüksel ŞENGÜL</p>
<p>03-09 Ağustos 2011</p>
<p><a href="http://www.kitapkolik.net/?ibsa=share&id=588" id="share-link-">Paylaş</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitapkolik.net/elif-safak-iskender-kitabi-roportaji/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zar Adam</title>
		<link>http://www.kitapkolik.net/zar-adam</link>
		<comments>http://www.kitapkolik.net/zar-adam#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 05 Aug 2010 21:42:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>TugceBaysal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitap Kritikleri]]></category>
		<category><![CDATA[ebook]]></category>
		<category><![CDATA[Luke Rhinehart]]></category>
		<category><![CDATA[tuğçe baysal]]></category>
		<category><![CDATA[zar adam]]></category>
		<category><![CDATA[zar adam kitabı]]></category>
		<category><![CDATA[zar adam konusu]]></category>
		<category><![CDATA[zar adam oyunları]]></category>
		<category><![CDATA[zar adam özeti]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitapkolik.net/?p=352</guid>
		<description><![CDATA[
Zar Adam kitabının adını ilk kez çok satan kitap listelerinde görmüştüm. “Hayatınızı değiştirecek” gibi büyük bir iddiası olan bu kitabın benim hayatımı ne kadar değiştirebileceği düşüncesiyle okumaya başladım. Yazılanların aksine bir çok bölümde kitabı bırakmak istedim ancak bırakmadım belki sonlara doğru fikrimi değiştirecek kısımlar olur diye düşündüm..
***
Zar Adam yani Luke Rhınehart’ın zarlarla tanışması tesadüfi biçimde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3><a href="http://www.kitapkolik.net/wp-content/uploads/zar_adam.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-353" title="zar_adam" src="http://www.kitapkolik.net/wp-content/uploads/zar_adam-300x150.jpg" alt="zar_adam" width="412" height="206" /></a></h3>
<h3>Zar Adam kitabının adını ilk kez çok satan kitap listelerinde görmüştüm. “Hayatınızı değiştirecek” gibi büyük bir iddiası olan bu kitabın benim hayatımı ne kadar değiştirebileceği düşüncesiyle okumaya başladım. Yazılanların aksine bir çok bölümde kitabı bırakmak istedim ancak bırakmadım belki sonlara doğru fikrimi değiştirecek kısımlar olur diye düşündüm..</h3>
<h3>***<br />
Zar Adam yani Luke Rhınehart’ın zarlarla tanışması tesadüfi biçimde olmuştur ve gerçekten Luke’nin hayatı değişmiştir. Luke eşini,çocuklarını,dostlarını kaybetme pahasına yaşamında anormal değişikler  yaşamıştır. Atılan zarda gelen sayılar Luke’nin hayatına yön veriyordu ve bu zar oyununu çevresindeki kişilere aşılamaya çalışıyordu.</h3>
<h3>
***</h3>
<h3>
Açıkçası insan yaşamını geliştirmek,değiştirmek veya yeni bir kimlik oluşturmak isterse bunu kendisi-eğer kötü bir durumdaysa bir psikologdan yardım alarak yapabilir. Özgürlük denilen şey yıkmak, zarar vermek, toplumca kabul görünmeyen şeyleri yapmak,dini yok saymak değildir.</h3>
<h3>** *</h3>
<h3>
Luke zarlarda gelen sayılara göre kişiliğini değiştiriyordu. Bir gün iyi bir koca,iyi bir baba bir gün de peder gibi çeşitli kişiliklere giriyordu…Her gün yeni kimliklerle birilerinin karşılarına çıkmak toplumda normal görünen bir davranış değildir. Bizler arkadaşlarımıza,dostlarımıza,yakınımızdakilere bir gün iyi,bir gün kötü davranırsak ve yalan söylersek onu kaybetme korkusu,dışlanma korkusu gibi duygulara kapılırız ve hemen aklımızı başımıza alır kişiliğimizi dengelemeye çalışırız. Böyle dengeli kişilik hali bizi mutlu eder. Güvenilmeyen değersiz bir kişilik olmaktansa normal kişiliği tercih ederiz.</h3>
<h3>***</h3>
<h3>
Zar adam oyununu ailede bir kişini oynadığını düşünürsek aile meclisi belki zar adamın o günkü kişiliğini tahmin ederek ona göre davranabilir ancak bunu aile meclisinin oynadığını düşünürsek herkes kafasının estiği gibi yaşar ve ailede birlik ve beraberlik bozulur</p>
<p>Kitapta “zar dini” ile ilgili bir toplantı yapıldı. Toplantıda geçen şu cümleler bence çok anlamlı:</h3>
<h3>“Zar dini şansa ibadettir. Tanrının yarattığı evrende ahlak yasaları ahlaki düzen vardır ve bir insanın kendi hür iradesini zarların kararına bırakması tanrıya karşı işlenebilecek en büyük suçlardan biridir. Buna inanmak savunmaya kalkmadan günaha teslim olmaktır. Korkakça bir davranıştır”</p>
<p>Bu kitap dini duyguları ve toplumdaki gerçekleri tamamen yok sayan bir kitaptır. Bu yüzden okumak isteyen arkadaşlara bu kitabı tavsiye etmiyorum. Tabi bu benim görüşümdür…</h3>
<p><a href="http://www.kitapkolik.net/?ibsa=share&id=352" id="share-link-">Paylaş</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitapkolik.net/zar-adam/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bye Bye Türkçe / Bir Nev &#8211; York Rüyası</title>
		<link>http://www.kitapkolik.net/bye-bye-turkce-bir-nev-york-ruyasi</link>
		<comments>http://www.kitapkolik.net/bye-bye-turkce-bir-nev-york-ruyasi#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 11 Aug 2009 20:15:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>TugceBaysal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitap Kritikleri]]></category>
		<category><![CDATA[bye bye türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[kitap tanıtımı]]></category>
		<category><![CDATA[Oktay Sinanoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Turche]]></category>
		<category><![CDATA[türkçemiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitapkolik.net/?p=91</guid>
		<description><![CDATA[Oktay Sinanoğlu çok genç yaşta profesör olmuş bilim adamıdır. Çalışmalarıyla kendinden çok söz ettirmiştir. Tam  bir Türkçe hastası olan bir kişidir.
Kitabın ilk bölümü makalelerden ikinci bölümü ise söyleşilerden oluşmaktadır.Oktay Sinanoğlu yazdığı bu kitapla büyük bir yaraya parmak basmaktadır.dil konusu_varlığımızın devamı ve güçlü olmamızın simgesi_Türkçeyi ele almıştır….
Kitap Türkçemizi geliştirmemizi ve yabancı kelimeleri kullanmak yerine dilimizin nimetlerinden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Oktay Sinanoğlu çok genç yaşta profesör olmuş bilim adamıdır. Çalışmalarıyla kendinden çok söz ettirmiştir. Tam  bir Türkçe hastası olan bir kişidir.</strong></p>
<p><strong>Kitabın ilk bölümü makalelerden ikinci bölümü ise söyleşilerden oluşmaktadır.Oktay Sinanoğlu yazdığı bu kitapla büyük bir yaraya parmak basmaktadır.dil konusu_varlığımızın devamı ve güçlü olmamızın simgesi_Türkçeyi ele almıştır….</strong></p>
<p><strong>Kitap Türkçemizi geliştirmemizi ve yabancı kelimeleri kullanmak yerine dilimizin nimetlerinden sonuna kadar yararlanmayı bilmemiz gerektiğini göstermektedir.</strong></p>
<p><strong>Türkçe kolayca türetilen bir dil olmasına rağmen bizler yabancı kelimeleri dilimize girdirmek için ve yeni türetilen kelimeleri kullanmamak için elimizden geleni yapıyoruz. Tabi bu bilerek ya da bilmeyerek oluyor. Bazı kelimeler o kadar çok kalıplaşmış ki yabancı bir kelime olduğunun farkında bile değiliz. Burada  yapılması gereken şey kullandığımız kelimelerin hangisinin yabancı olduğunun tespit edilmesi ve bunların Türkçe karşılıklarını bulunup yaygınlaştırılması….</strong></p>
<p><strong>Kitapta bana en ilginç gelen bölümlerden biri İngilizcenin beş kadar dilin rastgele ve kuralsız karışımından oluşmuş olması ve İngilizcede belli kurallara göre terim üretme yeteneğinin olmamasının anlatılmasıydı. Açıkçası İngilizce böyle bir dil iken nasıl olurda bizler İngilizce öğrenme telaşına bu kadar giriyoruz. Tabi ekonomik koşullar maalesef bu konuda etkili oluyor. Üniversite dönemlerimde İngilizce dersinden çok zorlanmıştım. İngilizce öğrenmek için kendi kendime karar verdim. Halk eğitimi kursuna gittim ama berbattım daha sonra özel bir kursa gittim ama hala temel seviyeyi aşamadım. Çünkü İngilizcenin okuması bir dert,yazması bir dert,anlaması bir dert…</strong></p>
<p><strong>Oktay Sinanoğlu İngilizcenin yeni bir dil ve hala gelişmekte olduğunu araştırmalara dayandırıyor. Amerika da yapılan bir araştırmaya göre Amerikan liselerin bitiren Amerikalı öğrencilerin bile yüzde 60 nın  İngilizceyi tam olarak bilmemesine rağmen gerçekten bizim ülkemizdeki İngilizce sevdasını anlamakta güçlük çekiyorum. En basitinden biz de çevremize şöyle bir baktığımız zaman İngilizce hayatımız olmuş. Kullandığımız kelimeler, mağazaların isimleri vs hep İngilizce. İngilizce bilmezsek sınıf tekrar ediyoruz, iş başvurularımız reddediliyor,kurslara zaman ve para harcamamız gerekiyor…</strong></p>
<p><strong>Bu kitapta bu yazdıklarımı çok güzel bir şekilde ve araştırmalara dayanarak anlatılıyor. Toplumsal yaramıza parmak basan bu kitabı okumanızı tavsiye ediyorum…Aynı zamanda Türkçenin gelişimi ve güçlü bir dil olduğu konusunda aydınlatıcı bir kitap. Yazıma Atatürk ün sözüyle son veriyorum:</strong></p>
<p><strong>‘’Türk milletini dili Türkçedir.Türk dili dünyada en güzel,en zengin,ve en kolay okunabilen dildir.Türk dili Türk milleti için mukaddes bir hazinedir.ülkesini yüksek istiklalini korumasını bilen Türk milleti,dilini de yabancı dillerin boyunduruğundan kurtarılmalıdır’’</strong></p>
<p><a href="http://www.kitapkolik.net/?ibsa=share&id=91" id="share-link-">Paylaş</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitapkolik.net/bye-bye-turkce-bir-nev-york-ruyasi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İtalyanca Aşk Başkadır &#8211; Maeve Binchy</title>
		<link>http://www.kitapkolik.net/elif-safak-ask</link>
		<comments>http://www.kitapkolik.net/elif-safak-ask#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 26 Jul 2009 10:03:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>TugceBaysal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitap Kritikleri]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[italyanca]]></category>
		<category><![CDATA[maeve bincihy]]></category>
		<category><![CDATA[roman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitapkolik.net/?p=29</guid>
		<description><![CDATA[Yayınlandığı 18 ülkede en çok satan en çok satan kitaplar listesine girmiştir. Kitap çok kalın olmasına rağmen anlatımı akıcı ve sade olduğu için keyifle okunabilecek bir kitap olma özelliğini taşıyor.
Kitabı elime almadan önce tutkulu bir aşk romanı sandım ama kitabı okudukça hiç de düşündüğüm gibi olmadığına anladım. Büyük bir aşk vardı ama İTALYANCAYA olan aşktı.
Roman [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" title="italyanca aşk başkadır" src="http://www.kitapokuyoruz.com/kapak/657-Italyanca-Ask-Baskadir.jpg" alt="" width="200" height="328" />Yayınlandığı 18 ülkede en çok satan en çok satan kitaplar listesine girmiştir. Kitap çok kalın olmasına rağmen anlatımı akıcı ve sade olduğu için keyifle okunabilecek bir kitap olma özelliğini taşıyor.<br />
Kitabı elime almadan önce tutkulu bir aşk romanı sandım ama kitabı okudukça hiç de düşündüğüm gibi olmadığına anladım. Büyük bir aşk vardı ama İTALYANCAYA olan aşktı.<br />
Roman bir grup insanın çeşitli nedenlerle İtalyanca öğrenmek için bir araya nasıl geldiğini anlatmaktadır.<br />
Yazar Maeve Binchy kahramanlarını bölüm bölüm anlatmış. (Aidan,Signora,Bill,Kathy, Lou,Connie,Laddy,Fiona) Bu bölümlerde yaşanan olaylar bağımsız değil aksine birbirine zincirlenmiş şekilde. Roman aynı yapboz gibi. Okudukça parçalar bir araya geliyor ve küçük anlamlı bütünler daha büyük anlamlı bütüne dönüşüyor.<br />
Maeve Binchy kahramanlarının karakter ve yaşamlarını en ince ayrıntısına kadar incelemiş ve ayrıntılara önem vermiştir.<br />
Bu kitabı okurken en çok sıkıntı çektiğim şey çok fazla isim olmasıydı. Bunun dışında romanın baş kahramanlarından biri olan Signora‘ nın öğrencilerine kendi adları dışında İtalyanca isimler vermesiydi<br />
Kitabı çok beğendim herkese tavsiye ediyorum. İtalyancaya ilgisi olanlar mutlaka okusun. Kitabı okuyanların İtalyanca  bazı kelimelerde öğrenmeleri de mümkün… İlk başlarda biraz sıkılabilirsiniz ama sabırlı olun ve okumaya devam edin. Pişman olacağınızı düşünmüyorum.</p>
<p><a href="http://www.kitapkolik.net/?ibsa=share&id=29" id="share-link-">Paylaş</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitapkolik.net/elif-safak-ask/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

